İçeriğe geç
Afyon Merkezli

Gündelik yaşamı merakla keşfet

Para ve Tasarruf

Market markası ürünler: hangi rafta gerçekten kazanırsınız

Market markası ürünlerin neden daha ucuz olduğunu ve hangi kategorilerde markalı ürünle arasında fark hissedilmediğini anlatan pratik bir rehber.

Selin Ertürk 4 dk okuma

Market rafında yan yana duran iki paket düşünün. Biri yıllardır reklamlarda gördüğünüz bir markaya ait, diğerinin üzerinde markete adını veren zincirin logosu var. İçindekiler listesi neredeyse aynı, gramaj aynı, raf ömrü aynı. Aradaki fiyat farkı ise bazen yüzde yirmi, bazen yüzde kırk. Bu farkın nereden geldiğini anlamak, aylık market bütçesini kalıcı biçimde aşağı çekmenin en sade yollarından biri.

Market markası, zincirin kendi adıyla sattığı ama çoğunlukla başka üreticilerin fabrikalarında ürettirdiği ürünlerin genel adı. Yani paketin içindeki şeyi üreten tesis, çoğu kalemde bilinen markaların da üretim yaptığı tesisle aynı olabiliyor. Fark, ürünün kendisinden çok onun etrafındaki maliyetlerde toplanıyor.

Fiyat farkı nereden çıkıyor

Bir ürünün etiket fiyatı yalnızca hammadde ve işçilikten oluşmaz. Reklam bütçesi, ambalaj tasarımı, dağıtım ağı, rafta iyi bir yer kapmak için ödenen bedel ve markanın uzun yıllar boyunca biriktirdiği bilinirliğin karşılığı da bu fiyata dahildir. Market markasında bu kalemlerin çoğu devre dışı kalır. Ürün zaten markette satılacaktır, rafta yer bulmak için pazarlık yapmasına gerek yoktur, televizyon reklamı yayınlanmaz, ambalaj sade tutulur.

Bu yüzden market markası ucuz olduğu için değil, pahalı olmasını gerektiren kalemleri taşımadığı için ucuzdur. Bu ayrım önemli, çünkü "ucuz demek kalitesiz demek" varsayımının hangi noktada geçerli olduğunu belirlemeyi kolaylaştırır.

Hangi kalemlerde fark hissedilmez

Standardı yasa ve yönetmeliklerle çizilmiş, üretim süreci nispeten basit ürünlerde marka farkı çoğunlukla damakta karşılık bulmaz. Şeker, tuz, un, karbonat, sirke, kuru bakliyat, sıvı yağın bazı türleri, kağıt havlu, çöp poşeti, alüminyum folyo, temel deterjanlar bu gruba girer. Bir kilo toz şekerin markalı olanıyla market markası olanı arasında damakla ayırt edilebilecek bir fark bulmak zordur.

Aynı şey birçok konserve ve dondurulmuş sebzede de geçerlidir. Bezelye, mısır, domates salçası gibi kalemlerde bakılması gereken şey markanın adı değil, etiketteki içerik oranıdır. Salçada kuru madde oranı, konservede süzme ağırlığı, sıvı yağda asit değeri; asıl kalite bilgisi bu satırlarda saklıdır ve o satırlar markaya değil ürüne aittir.

Hangi kalemlerde denemek gerekir

Tat, doku ve koku belirleyici hale geldiğinde işler değişir. Kahve, çikolata, peynir, zeytin, çay, hazır çorba, bisküvi gibi ürünlerde reçete farkı doğrudan hissedilir. Bu kalemlerde market markası bazen şaşırtıcı derecede iyi, bazen açıkça yetersizdir. Burada tek yöntem küçük ölçekli denemedir: en küçük ambalajı alıp bir kez tüketmek, aylarca süren bir alışkanlığı test etmenin en ucuz yoludur.

Cilde temas eden ürünlerde de aynı temkinli yaklaşım geçerlidir. Şampuan, duş jeli, çamaşır yumuşatıcısı gibi kalemlerde hassasiyeti olan kişiler için içerik listesi markadan daha belirleyicidir; ama alışkanlığın gücü de yadsınamaz. Yıllardır aynı kokuya alışmış bir hanede yapılan ani geçiş, tasarruf sağlasa bile huzursuzluk yaratabilir.

Geçişi akıllıca yapmanın yolu

Tüm sepeti bir anda değiştirmek en kötü stratejidir. Bir şey beğenilmediğinde neyin sorumlu olduğu anlaşılmaz ve genelleme yapılır: "market markası tutmadı." Oysa doğru yöntem her alışverişte iki üç kalemi değiştirmek, sonucu not etmek ve beğenilenleri kalıcı listeye almaktır. Birkaç ay içinde hanenin kendine özgü bir haritası çıkar; hangi kategoride market markasının işi gördüğü, hangisinde görmediği netleşir.

Bu haritanın parasal karşılığı da küçümsenecek gibi değildir. Sepetin yalnızca temel gıda ve temizlik kısmında yapılacak bir geçiş, aylık market harcamasında hissedilir bir gerileme yaratır ve bu gerileme her ay tekrar eder. Tek seferlik bir indirimden farklı olarak, kalıcı bir alışkanlık değişimidir.

Zincirlerin kendi içinde birden fazla seri sunduğunu bilmek de işe yarar. Aynı marketin ekonomik serisi ile daha üst konumlandırılmış serisi arasında hem fiyat hem içerik farkı bulunur. Ekonomik seride hedef en düşük maliyettir ve bu bazen içerik oranından ödün vermek anlamına gelir. Üst seride ise amaç markalı ürünle boy ölçüşmektir; bu seri çoğu kalemde en isabetli tercihtir.

Son olarak akılda tutulması gereken şey şu: market markası bir fedakârlık değil, bir tercih meselesidir. Bazı kalemlerde ödenen marka bedeli gerçek bir karşılık sunar ve bunu ödemek makuldür. Bazılarındaysa yalnızca ambalajın üzerindeki isme para verilir. Bu iki durumu birbirinden ayırt edebilen kişi, hem bütçesini korur hem de sofrasından ödün vermez.